Ehad

1,250.00 ₺

Lumina Art Studio’da eserlerimiz; seri üretim plastik malzemelerden, hazır baskı yüzeylerden veya endüstriyel dekoratif kalıplardan oluşmaz. Her çalışma; malzemesi, dokusu ve uygulama biçimiyle kendi atölyemizde, gerçek bir üretim ve zanaat sürecinden geçerek hazırlanır.

Eserlerimizin ana gövdesinde ahşap esaslı MDF levha kullanıyoruz. MDF, kimi zaman yanlış algılandığı gibi yapay bir yüzey değildir; doğal ağaç liflerinin özel üretim teknikleriyle bir araya getirilmesiyle oluşturulan, ahşap esaslı ve homojen yapıya sahip bir malzemedir. Pürüzsüz yüzeyi, yüksek işlenebilirliği ve formunu koruyan yapısı sayesinde; hassas kesimlerin, katmanlı yüzeylerin ve detaylı sanat uygulamalarının işlenebilmesine imkân veren nitelikli bir zemin oluşturur.

Üretimlerimizde hazır tuval yüzeyler, poliüretan dekoratif parçalar, plastik çerçeveler veya bunların benzeri hazır kalıp malzemeler kullanmıyoruz. Eserlerimizin ana çerçevesinden zeminine, taşıyıcı gövdesinden katmanlı parçalarına kadar temel yapı unsurlarını ahşap esaslı MDF levhalardan kendi atölyemizde işliyor, kesiyor ve eserin ölçüsüne göre şekillendiriyoruz.

Eserlerimizde gördüğünüz desen ve dokular hazır görsel baskı değildir. Yüzeyler; eserin tasarımına göre kabartmalar, katmanlı doku uygulamaları, lazer kesim ahşap parçalar, boya teknikleri ve farklı el işçiliği süreçlerinin bir araya gelmesiyle oluşturulur. Böylece eserin görsel karakteri yalnızca yüzeye aktarılmış bir görüntüden değil, malzemenin bizzat işlenmesiyle ortaya çıkan gerçek bir derinlik ve dokudan meydana gelir.

Nakış kullanılan çalışmalarımız da dışarıdan hazır olarak temin edilmez. Nakışlar, kendi atölyemizde bulunan profesyonel nakış makinelerimizde, binlerce dikişten oluşan uygulamalarla tarafımızca üretilir ve her eserin kompozisyonuna özel olarak hazırlanır.

Bu nedenle her Lumina eseri; yalnızca dekoratif bir obje değil, ahşabın işlenmesinden yüzey dokusuna, nakışından boyasına ve son montajına kadar kendi atölyemizde şekillenen çok katmanlı bir zanaat ve sanat üretiminin sonucudur.

Bir kelime; fakat insanın bütün hayatını yerinden oynatacak kadar büyük bir hakikat: Allah birdir. Ama bizim bildiğimiz hiçbir “bir” gibi değildir. O’nun benzeri yoktur, dengi yoktur, eşi yoktur. O’ndan önce yoktur, O’ndan sonra yoktur. Her şey O’na muhtaçtır; O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. İnsan bunu gerçekten kalbiyle anlayınca, dünyaya başka türlü bakmaya başlar. Çünkü biz hayat boyunca insanlara tutunuyoruz. Sevilmek istiyoruz. Anlaşılmak istiyoruz. Birilerinin bizi bırakmamasını istiyoruz. Malımıza, gücümüze, sağlığımıza, yarınımıza güveniyoruz. Fakat hepsi değişiyor. İnsanlar gidiyor. Güç tükeniyor. Servet azalıyor. Beden yaşlanıyor. Bugün yanımızda olan, yarın olmayabiliyor. Ve bütün bunların ortasında değişmeyen yalnız Allah kalıyor. İşte Ehad bize bunu hatırlatıyor: “Kalbinin en derin yerini fânî olana verme. Çünkü senin gerçek dayanağın yalnız Benim.” Allah… Bizi, biz daha kendimizi tanımadan bilen. Kimseye anlatamadığımızı bilen. İçimizden geçen en sessiz duayı bile işiten. İnsanların görmediği gözyaşını gören. Herkes sırtını dönse bile varlığı eksilmeyen Rabbimiz… Bazen Allah’ı çok uzakta arıyoruz. Oysa kalbimiz sıkıştığında içimizden yalnızca: “Allah…” diyebilmek bile insana neden bu kadar iyi gelir? Çünkü ruhumuz, kime ait olduğunu hatırlar. Belki insanın en büyük huzuru bütün sorularının cevaplanması değildir. “Benim Allah’ım var.” diyebilecek bir kalbe sahip olmasıdır. Ehad bize şunu öğretir: Herkesin sevgisi eksilebilir; Allah’ın rahmeti eksilmez. Herkes bizi yanlış anlayabilir; Allah kalbimizin hakikatini bilir. Herkes gidebilir; Allah kalır. Ve insan bir gün gerçekten bunu hissederse, Rabbine karşı içinde tarifsiz bir mahcubiyet doğar: “Allah’ım… Ben senden başka şeylere ne çok tutundum. Sanki onlar beni taşıyabilirmiş gibi… Sanki onlar hiç gitmeyecekmiş gibi… Oysa beni var eden de, yaşatan da, bağışlayan da, dönüşümü bekleyen de Sensin.” İşte Ehad, yalnızca Allah’ın bir olduğunu söylemek değildir. Kalbimizin de sonunda bir tek O’na ait olduğunu anlamaktır. Ve belki insan Allah’ı gerçekten tanımaya başladığında söyleyecek çok sözü kalmaz. Sadece kalbi titrer ve içinden şu çıkar: “Allah’ım… Her şeyden önce Sen vardın. Her şey bittikten sonra yine Sen olacaksın. Ne olur, aradaki şu kısacık ömrümde de kalbimi Senden başkasına esir etme.”

Her eserimizin yolculuğu, atölyeye girmeden önce tasarım stüdyomuzda başlar. Eserde yer alacak ayetin kompozisyonu; harflerin ölçüsü, boşluk dengesi, yerleşimi ve eserin genel oranları dikkate alınarak dijital ortamda özel olarak hazırlanır. Böylece ayet, yalnızca bir yüzeye yerleştirilmiş yazı olarak değil, eserin bütünüyle uyum sağlayan bir kompozisyonun parçası olarak tasarlanır.

Dijital tasarımı tamamlanan ayet, 1. sınıf 4 mm MDF malzemeden CNC lazer makinemizde hassas şekilde kesilir. Kesim sonrasında yüzey hazırlığı tamamlanarak, esere karakterini veren özel gold boya uygulaması gerçekleştirilir. Böylece yazı, zeminden ayrı bir katman olarak yükselir ve esere belirgin bir derinlik kazandırır.

Eserin ana gövdesini oluşturan çerçeve ise ayrı bir tasarım sürecinden geçer. Çerçevenin formu ve desenleri özel tasarım programlarında hazırlanır; ardından 3 cm kalınlığındaki 1. sınıf MDF, CNC router makinemizde işlenir. İşleme tamamlandıktan sonra yüzey titizlikle zımparalanarak boya uygulamasına hazır hâle getirilir.

Pürüzsüz ve güçlü bir yüzey elde etmek amacıyla çerçeveye iki kat lake astar uygulanır. Astar tamamen kuruduktan sonra boyahane bölümümüzde iki kat akrilik boya uygulaması yapılır. Katlar arasında gerekli kuruma süreleri beklenerek yüzeyin homojen, temiz ve nitelikli bir görünüm kazanması sağlanır.

Boya işlemleri tamamlandıktan sonra eser montaj bölümüne alınır. Tasarıma özel olarak ürettirdiğimiz halı dokulu iç yüzey, çerçevenin içerisine dikkatle sabitlenir. Ardından önceden hazırlanmış gold ayet katmanı üzerine monte edilir. Bu katmanlı yapı; oyma çerçeve, tekstil dokusu ve yükseltilmiş ayet formunun aynı eserde birleşmesini sağlar.

Montajı tamamlanan her eser paketleme öncesinde genel olarak kontrol edilir. Daha sonra yüzeyi koruyacak şekilde önce kâğıt ambalaj, ardından darbelere karşı balonlu koruyucu ambalaj ile paketlenir.

Paketleme bununla da sınırlı kalmaz. Eserlerimiz, atölyemizin marangozhane bölümünde ölçülerine uygun şekilde hazırlanan korunaklı ahşap kasaların içerisine yerleştirilerek sevkiyata hazırlanır. Böylece üretim sürecinde gösterdiğimiz özeni, eserin müşterimize ulaşacağı son ana kadar devam ettiriyoruz.

Tasarımından CNC işlemesine, boyasından montajına ve ahşap kasasına kadar her aşama; farklı üretim disiplinlerinin bir araya geldiği çok katmanlı bir atölye sürecinin sonucudur.

Lumina’da bir eser yalnızca üretilmez; tasarımdan işçiliğe, katmanlardan son dokunuşa kadar özenle şekillenir ve aynı hassasiyetle yaşam alanınıza ulaşır.

Lumina’da her eser; tasarımla doğar, ustalıkla işlenir, katman katman karakter kazanır ve ilk çizgisinden yaşam alanınıza ulaştığı ana kadar aynı özenle korunur.

Koleksiyonumuzda yer alan eserler, standart seçeneklerin dışında ölçü ve renk tercihlerinize göre özel olarak uygulanabilir. Farklı ölçü veya renk talebinizi WhatsApp üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Türkiye’nin her yerine ücretsiz ekspres kargo sunuyoruz.

Siparişiniz iade koşullarını karşılıyorsa, teslim aldığınız tarihten itibaren 7 gün içinde ücretsiz olarak iade edebilirsiniz.

Kişiye özel ürünlerde geçerli istisnalar ve ayrıntılı bilgi için Teslimat ve İade Koşulları sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Koleksiyonu Keşfetmeye Devam Edebilirsiniz...